Şule Zehra Taş - AĞLAK MUĞLAK AMA GERÇEK!
AĞLAK MUĞLAK AMA GERÇEK!
Bir zamanlar “Çekoslovakyalılaştıramadıklarımızdan mıydınız” gibi söyleyemeyeceğimizi ve hiçbir zaman Çekoslavakyalılaşamayacağımızı bildiğimiz halde ısrarla denediğimiz bir tekerleme vardı. Geçtiğimiz günlerde çok sevdiğim Perihan Mağden’de Norveçleşmek ve Norveçliler gibi eğer kaldıysa sadece gazete veya süt dağıtan çocuğa sinirlenmek gibi günlük sorunlarımız olsa! diye hepimizin ortak serzenişini dillendirmişti de oradan mütevellit takılıverdi aklıma..
Gerçekten olabilir miydik-miyiz hala? Kendi halinde yaşayan,
Ortadoğu Ticaret Hacmi ile yetinen, tarlasını ekip biçen, tütünü
içmeyip satan, tarihi eserine dozerin kepçesini kırdığı için değil,
tarihinin parçası olduğu için elleşmeyen, orman yakana müebbet hapis
veren, onu da hapiste -afsız- besleyen, dünya fındık, makarna ve
zeytinyağı borsasını küçük parmağı ile idare eden, AB’ye girse bile
İsveç gibi para birimini bile değiştirmeyi lüzumsuz görebilecek kadar
dingin, dünya medyasında kürt sorunu, futbol kıyımı, turist cinayet ya
da tecavüzleri ile baş sayfadan girmek yerine, küçük bir gourmet
köşesinde yalnızca lokumundan bahsedilmesini hazmedebilecek kadar
mütevazı olabilir miydik?
Şu anda bunun cevabını vermek zor gibi..
Değişik renkli küçük küplerin oluşturduğu zeka küpü oyuncağı vardır ya, hah tam da oyuz işte.
Adı üstünde; Zeka küpü!
Deneme tahtası değil..
Peki o zaman niye her eline alanın zeka özrü ortada iken “E hadi sen de
şansını dene bakalım” gibi olayı zeka yerine şans oyununa çeviririz?
Bu durumda da ancak 100 yılda bir aynı renklerin birbirini bulabildiği
aptal sarmal bir oyunun içinde dönüp durur buluyoruz kendimizi.
Cumhuriyet kurulduktan sonra siftahımız da yok hani...
Varlığıııım Türk varlığınaaaa armağan olsuuuun! Diye bağıran zibidiler olarak büyümedik mi?
Yani gerçekte yapamayacağımız, olamayacağımız içi boş laflarla ezbere yaşadık 85 yılı..
Sonra bizim kutuplaşmamızdan ve karşıtlığımızdan beslenen birileri çıktı-ki bu birileri ile tanışmadan ölen nesiller var- bu balık hafızalı zeka küpü mağdurları için her dönem yeni trend kutuplar yarattılar.
Sağ-Sol davasına binler kurban gitti..
Sonuç; Tutanın elinde kalan bir ülke
Bugüne
katkısı; Marmaris’te yaşayan ve adı bir şekilde bu olaylara karışmış
tonton ressam amca, tüp kuyrukları ve enerji kesintileri yüzünden
obsessive olmuş ebeveynler.
Laik-Antilaik davasında cumhuriyet savaşçıları ile dindarlar birbirine girdi.
Sonuç; Dininden kompleks duyan bir nesil, cumhuriyeti dinsiz kılan bir Kemalist anlayış.
Bu
güne katkısı; Zavallı iki kızın başörtüsü ile uğraşmayı ilke bekçiliği
olarak gören yobaz bir zihniyet. Mustafa Kemal Atatürk’ü onu koruduğunu
savunan zındıklar yüzüden O`nu yanlış tanımış, kendi dinini bile TV’deki
sosyete papazlarından öğrenmeye mahkum olmuş, tıkandığı noktada bir
bilen olarak tarikat kartvizitine koşmuş dindar(!) kesim.
FB-GS maçına bile evdekilerle helalleşerek gitmenin şart olduğu bir kutuplaşma içerisinde, etti altııı diye kutuplarımızı saymayı düşünmüyorum elbette.
Medeniyetlerin beşiği Anadolu’nun rengarenk atmosferini, yani çok renkliliği yanlış anlamış olabilir miyiz gibi Polyannacı bir yaklaşım da beklemeyin benden..
Ülkede dönen bir dolu dolabın sebebini bilmediğimiz gibi renkli olmanın anlam ve gerekliliğini kalan şu ömrümüzde gerçekten bilmemiz gerekmeyecek..
Kutsal görevimiz dışında hiçbirşeyi bilemeyeceğiz..
Görev aynı; Vatan, her bireyi tarafından korunacak!
Yani bu yüzyılda da durum yine aynı seyredecek..
“Sivil Toplum” “İnsan Hakkı” gibi en Fransız duygularla meydanlara
dökülüp `işçi esnaf hakkı korunsun` lafları edecek, aynı işçinin ve
esnafın camlarını aşağı indireceksin..
İşçiyi esnafı senden kim koruyacak bilemeyeceğiz!
Bütün gün TV karşısında bir DİZİ afyon alıp sevenleri ayıranlara küfredecek, öte yandan sevdiği adama kaçtı diye kendi öz kızını kesmek sureti ile sözde ailenin sözde namusunu koruyacaksın. Namusu senden kim koruyacak bilemeyeceğiz..
Bembeyaz gömleği ve gözyaşları içinde basın toplantısı düzenleyen ve sex kasetlerinin onu nasıl mağdur ettiğini anlatan sanatçı(!)na sahip çıkacak ülkenin saygın isimleri arasına sokacaksın! Kendine sanatçı demekten utanan gerçek sanatkarları kim koruyacak bilemeyeceğiz.
Ermeni Soykırımı, Kürt zulmü gibi dünyanın diline doladığı, en iyi senin bileceğin ama en iyi sana diretilen şarlatanlıklara, “Ya yapmışızdır bizde bişeyler” gibi kof bir yavşaklıkla yaklaşırken, 300 yılda dünyayı muma çeviren Amerika’ya ağzının sularını akıtarak bakacak, orda burda vatanın birrrr karış toprağı edebiyatı yapacaksın! Vatanı kim koruyacak bilemeyeceğiz.
Yıllar yılı kıçı kırık 1040 Dandanakan savaşı cevabı ile tarih sınavlarında not verdiğin ekmek beyinli gençliğe, 2008 Ergenekon Savaşı gibi senin bile idrakte zorlandığın gayet karmaşık bir nanik çekeceksin ama sana kim n.. çekecek bilemeyeceğiz.
Bir tane hükumet –kendi programı ile- çalışacak,
İlaç niyetine bir tane muhalefet olmayacak,
Geberiyoruz desen muhalefetin boşluğunu kapatacak bir tane medya patronu çıkmayacak
En
iyi ihtimalle ben ve benim gibi, \"Tüm erkekler Çanakkale Savaşı
sırasında şehit olmuştur\" diyebilecek yürekte birkaç ses yükselecek.
Kim bilir belki de yetiştirdiğimiz çocuklarla bu ses biraz daha da
gürleşecek.
İşte görüp görebileceğimizin hepsi bu!
Ağlak, muğlak ama acı gerçek!