Light House Construction
Ana Sayfa | Favorilere ekle Favorilere Ekle | Ana sayfam yap Anasayfam Yap | Toplam Ziyaretçi Sayısı : 1808085
İnci Barışık - Hayatım Boyunca Alışveriş Yaptım Hala Giyecek Birşeyim Yok
Şu Anda Yayında
Müzik Keyfi (Bant) Email To DJ
Müzik Keyfi
Yayında Bugün
Yayın Akışı  Müzik Keyfi (Bant)
Yayın Akışı  00:00 am - 09:00 am
Yayın Akışı  Peynir Gemisi
Yayın Akışı  09:00 am - 11:00 am
Yayın Akışı  Müzik Keyfi
Yayın Akışı  11:00 am - 15:00 pm
Yayın Akışı  Keyfinizin Kahyası
Yayın Akışı  15:00 pm - 17:00 pm
Yayın Akışı  Müzik Keyfi
Yayın Akışı  17:00 pm - 19:00 pm
Yayın Akışı  Amerikan İş Dünyası
Yayın Akışı  19:00 pm - 21:00 pm
Yayın Akışı  Müzik Keyfi
Yayın Akışı  21:00 pm - 22:00 pm
Yayın Akışı  Peynir Gemisi (Bant)
Yayın Akışı  22:00 pm - 24:00 pm

Hayatım Boyunca Alışveriş Yaptım Hala Giyecek Birşeyim Yok

Sizi bilmem ama ben New York’un tadını sokaklarında yürüyerek çıkarıyorum. Ne ayakkabılarımın sıkması, ne aralıksız süren yol çalışmaları, ne binaların pencere klimalarından orama burama şıp şıp damlayan sular,  ne de inşaat halindeki binalardan kafama tuüla düşme ihtimali gözümü korkutuyor. Şu günlerde gözümü esas korkutan şey, yol boyunca devam eden mağazaların vitrinleri!
Yazın oratsındayız ama biz yazı çoktan bitirmeye hazır, yüzde yetmiş indirimler ile kışa hazırlık yapıyoruz. Hani kış bastırdığında sanki bir hevesle son anda 10 dolara aldığımız bikinilerle hazır olacağız. Her ne kadar karşı koymaya calışsak da gözümüze takılan(!!) o canım kocaman tabelalara, afişlere kaçınız hayır diyorsunuz? Hayır gerçekten inatla hayır diyenlerin önünde saygıyla eğiliyorum. Lakin ben bu tür pazarlama ataklarını her an tüketmeye programlı bünyeme yapılmış bir işkence olarak görüyorum.

En son ne zaman birşeye ihtiyacınız varken alışverişe cıktığınızı düşünün... Kendinize sorun; Köpek maması almaya diye çıkıp, tüm dükkanı alıp eve döndüğünüz oldu mu?
Elektrikli doğrayıcıdan, ikincisi yarı fiyatina gelen şampuana, ya da birincisini al ikincisi bedava çağrilarina karşı  tüm gardımı alıp hazırlıklı davranmaya çalıştıkça kendimi alışveriş yaparken buluyorum. Hani birşeyden ne kadar kaçarsanız, kendinizi o şeyi yaparken daha çok bulursunuz ya… Sonra mağaza kapısından çıktığım anda başlayan suçluluk oranı eve vardığımda kabusa da dönüşebiliyor. Birşeyi alırken fiyat karşılastırması yapıp, “Buna ihtiyacım var mı” diye soranlara uzaylı muamelesi yapıyorum dersem, biliyorum öneriniz bir doktora görünmem olacak.

Bir de tabii tüm alışveriş çılgınlığı sonunda, gerçekten bir şeye ihtiyacınız olduğunda, ya da giymek için birşey aradığınızda asla doğru şeyi bulamama travması var..
Hani gerçekten hayatım boyunca alışveriş yaptım ama giyecek birşeyim yok sendromu. Ama hala bu hastalığa sahip olan az sayıda insandan biri olmadığıma inaniyorum, lakin sayımız her geçen gün çığ gibi büyüyor. En son takside yol alırken yanımdaki arkadaşımın geçerken araba camından vitrinde gördüğü elbise icin o mağazayı arayıp kendi bedeninde sipariş verdiğine şahit olmuş biriyim. Tüm vaktini internet üzerinden sipariş vermekle geçirip, gelenlerin beklentilerini karşılamaması üzerine, onları iade etmek icin bilgisayar başında geçirdiği vaktin 3 katını mağaza kuyruklarında geçiren bir neslin ne zaman mensupları olduk biz?

Sanırım tüm hastalıklı hallerde olduğu gibi, yine çocukluğumuza geri dönmemiz gerekiyor. Biz canım ülkemde yeni yeni türemeye başlayan o büyük süpermarketlere haftasonu gezileri için giden ailelerin çocuklarıyız..
“Hanım hadi çocukları hazırla falanca süpermarkete alışverişe gidiyoruz” diye babalarımızın peşine takılıp, tüm günümüzü almayacağımız, zaten ihtiyacımız da olmayan şeyleri marketlerin koca koca koridor ve raflarında eğlence olsun diye inceleyerek vakit öldürmüş bir neslin çocuklarıyız. Babamla çamaşır deterjanı alma misyonu ile gittiğimiz bir süpermarket alışverişinden kampanyada olan bir kamp çadırını alarak eve döndüğümüzü, bu nedenle de babamla annemin 3 gün konuşmadığını hatırlıyorum. O çadırı aradan yıllar geçmesine rağmen hala kullanma şansına da erişemedik üstelik. (Aslında annem eve geldiğimizde çadırı arka bahçeye kurup orada yaşamaya başlayabileceğimiz önerisinde bulundu ama biz pofuduk yataklarımızda yatmayı yeğlemiştik) Belki de o yüzden hala eski bir geleneği sürdürürmüşcesine, alışverişi bir gereklilik değil de bir eğlence, bir stress atma biçimi olarak görüyoruz. Cüzdanımızın gördüğü hasar yüzünden doğan stresi tüm kredi kartları borçlarına rağmen yine alışveriş yaparak atlatmaya çalışıyoruz. Bu kısır döngünün içinde o yüzden hala gardrobumuzda giyecek tek birşey, buzdolabında yiyecek bir lokma birşey bulamıyoruz ...


Köşe Yazarı : İnci Barışık
Yazar Hakkinda
Email : inci@radyoturkum.com
Tarih : 08/04/2008

Site by: atagun software